Blog Yazılarım

HAVA AĞIR

Sona ermekte gün yine seninle, akşamlar böyledir hep sessiz, eşyalar başka yerde, ben bir yerde, gölgen dolaşır gibi, sanki peşimde, ışıkları yakın nedir bu giz, yokluğunda, sen de varsa, sen bu evde

Ayrılmam, sarılırım hayallere, ayrılmam, sevişirim özleminle…

Hava ağır sıkıntıda sokaklar, sensin kaldırımlardaki bu iz, alışmaya çalıştıkça öfke gibi, hasret büyüyor kalbimde sessiz sessiz, ışıkları yakın nedir bu giz, yokluğunda, sen de varsa, sen bu evde
Ayrılmam, sarılırım hayallere, ayrılmam, sevişirim özleminle…
Bugün saat 14:25 de ışıkları yakacak, gerçekleşecek olan süper dolunay odamızı aydınlattığı gibi zihnimizi de aydınlatacak. Tabi düğmeye basmasını bilene; “gözümü kaparım eskiye sarılır sarmalanır yatarım” demeyene.
Ayrılmam sarılım hayallere durumundan, özleminle sevişirim melankolisine kadar ne varsa ucundan tuttuğumuz gibi fırlatıp atma vaktindeyiz. İster törenle ister selametle…
Aslında eskiye, bitene, gidene, gittiğimize, anlaşmalı bitirdiğimize, ardından su döküp yolun açık olsun dediğimize, hasretinden prangalar eskittiğimize... bunların hepsini yada en az birini tuttuk vaktiyle yeni gelene de belli etmedik, sözde onu da sevdik. özledik hesapta… ama eskiyi bi başka sevdik, sonuçta “eski” ya, hatırı var tabi…aslında işimize gelmeyen gerçek şudur ki algısı da bi o kadar hoşnutsuzdur; “olmadı olmadı gitti yandı kül oldu bitti” seremonisidir bu. Her ne şekil, usul, gün ve zamanda olursa olsun, süregelmemişse, görevini tamamlamış demektir. Dünden kalan çok masraf ettiğiniz yemeğin bir kuçu kuçuya kahvaltı olması gibi, zarar ziyanlık geldiği için onunla bitürlü vedalaşamaz, koyar dolaba, ekşiyene kadar bekletir vizdanımızı rahatlatırız. Bir daha aynı lezzeti almayacağımızı bildiğimiz halde yıllar önceden kalan tadı zorla dimağımızda tutmaya çalışır aç kaldıkça hatırımıza getirmeye çalışırız. Ve böylece önümüzdeki “yeni” soğur, tadı kaçar, baharatı uçar, sosu donar solar da solar.
Kim etti kim buldu şimdi… sonra da gelsin hayıflanmalar, gelen gideni aratırlar,eskinin tadı bi başka demeler, ah o bi olaydı, ah bitmeyeydi, ah gitmeyeydi, gözden ırak olmayaydı, eller araya girmeyeydi, anam babam zulum etmeyeydi, yengemin bıyığı olaydı…
Şimdi yüzleşmelerin vaktidir. Bıraktınız bıraktınız ! bıraktık bıraktık ! 
yoksa yeniyi de soğutur, tatsızlaştırır ve gidenler kulubüne yeni bir “eski kaydı” daha açarız dostlar…
Gelen boşuna gelmemiştir elbet, bir görev eda etmektedir mutlak. Yer göstermek lazım gelir, eskiden kalma çeri çöpü temizleyip ortaya bi lamba şişesi koymak icap eder bi de kafayı arkadan alıp ona bakmak aslolan eylemdir ki; ışığını görelim misafirin; görelim ki gözlerimiz kamaşsın…kamaşsın ki bizi aydınlığıyla yıkasın, kutsasın, öpsün, koklasın...
Size bol keseden talkını verirken salkımı yutmak da bize yakışmaz…Birazda iğneyi kendimize batıralım… geriye bakmaktan ışığını göremediğim yenilere ithaf olunur. 
Eskiler hatırına yeniye kusur ettiysek affola… bi helallik istemenin de yeridir şimdi…
Sevgi ve selametle
Aylin

Son Yazılarım

NE KADAR ?
Ne kadar seviyorsun beni ? Senin sevdiğin kadar. Peki ne kadar özledin ? Özlediğin kadar. Aklın nerede şimdi ?...
AH NEREDEE VAHH NEREDEE NEREYE DE KOYDUM RUH EŞİMİ ACABA ?
Ruh eşimiz varmış bizim, öyle dediler, hep duydum Kim ki benim ruh eşim Ruhumun eşi mi var bir yerlerde  Niye ...
SEN NERDESİN BEN NERDEEEE ??
sen nerdesiiin, bennn neerde.... söylersin söylersin söylersin...dinleyenim anlar dersin. dinleyenim din...
HAVA AĞIR
Sona ermekte gün yine seninle, akşamlar böyledir hep sessiz, eşyalar başka yerde, ben bir yerde, gölgen d...
123
© Aylin SABANCI
        Digiweb Bilişim Teknoloji Hiz. Ltd. Şti. - Bursa Web Tasarımı